Anasayfa
Sayı 1'den 155'e Yöre
Yöre'deki Yöremiz
Gezi Fotoğraflarında Edirne
Edirne Turları
Gezgin Dünyası
Yazı Dizileri
Yöre Yayınları
  Gezgin Dünyası
BU DEFA GEZDİRMEDİK GEZDİK...İSPANYA'NIN BAŞKENTİ MADRİD'TEYDİK...
.
İstanbul'da Şişli semtinde hizmet vermeye başlayan TURX TRAVEL'da Yurtiçi-Yurtdışı kültür turları, otel ve tatil köyü rezervasyonları, uçak bileti, okul turları, doğa turları, gruplara özel geziler ve her türlü organizasyon hizmeti verilmekte. TURX TRAVEL'ın verdiği hizmetlerden faydalanmak isteyenler 0 212 219 0 150 numaralı telefon numarasından ulaşabilecekleri gibi, 0 533 395 11 56, 0 537 544 80 46 numaralı telefonlardan Utku TUNCA'lya direkt olarak da iletişime geçebilirler.


Bugüne kadar sayısız kültür turunda rehberlik yapmıştık. Sayısız insan, sayısız mekan. Yıllardır hep gezdirdik, hep anlattık, kültür turu meraklılarına Türkiye genelinde yeni yerleri tanıtmaya çalıştık.
Bu kez durum farklıydı. Geçtiğimiz 4 Nisan Cumartesi Gecesi gerçekleşen evliliğimin ardından gezdirmeyecek, gezecektik. Malum, balayı tatiliydi amaç...
Birçok yurtdışı gezi noktası vardı alternatifler arasında. Biz eşimle birlikte İspanya Madrid Turu'nu seçmiştik kendimize balayı için. 8 Nisan 2009 Çarşamba günü hareketli tur öncesinde bir tuhaflık içerisindeydim. İlk defa bir tura ücret ödeyip, gezdirmeyecek, kendim gezecektim.
Öğlen 14:20 uçağı ile yolculuğumuz başlamıştı. Herhalde rehber olmanın verdiği bir psikoloji idi, özellikle rehberimizi merak ediyordum. Uçuşumuz başladıktan kısa bir süre sonra kendisiyle tanışma fırsatı bulduk. İyi niyeti yüzüne yansımış bir bayandı rehberimiz, Ayşenur Hanım. Daha önce gezdiğim ve gezdirdiğim ülkeler arasında Macaristan, Yunanistan, Japonya, Rusya vardı ama İspanya'ya ilk kez gidiyordum.

İlk gün malum, yol yorgunluğu, rehberimizin verdiği kısa bir şehir infosu ve otele yerleşme vardı programımızda. Ertesi günkü programda ise İspanya'nın önceki başkentlerinden birisi, Toledo. Tur organizasyonu kapsamında ekstra olarak belirtilmişti Toledo Gezisi. Fakat biz eşim Şerife Hanım ile birlikte kendi imkanlarımızla, doya doya gezmek istemiştik Toledo'yu. Ne mi yaptık o sabah; erkenden kalktık, oteldeki kahvaltımızın ardından ilk olarak rehberimiz eşliğinde şehir turumuz vardı. Dünyanın en ünlü futbol statlarından birisinde; Bernabeu Stadı'ında durduk,
BERNABEU STADI
fotoğraflar çektik, sonrasında Arena Alanı'na gittik, dışarıdan Boğa Güreşleri'nin yapıldığı Arena'yı fotoğrafladık.
ARENA

Sonrasında başka bir fotoğraf noktası; Don Kişot Heykeli...
DON KİŞOT

Ardından otobüsle şehir turumuza devam ettik; daha sonra münferit olarak gezebileceğimiz bazı yapıların yanından geçtik; Kraliyet Sarayı, Şehir Müzeleri (ki Proda Müzesi Resim severlerin kesinlikle görmesi gereken bir yer), Retiro Parkı, Botanik Park, Kibele ve Neptun Çeşmeleri ile heykelleri... Otobüsten grup olarak indiğimiz bir başka noktadaydık; Plaza Mayor...
PLAZA MAYOR

İspanya'ya gidenlerin mutlaka görmek istedikleri ve görülmesi gereken bir meydandı burası, adeta Sol Meydanı ile birlikte Madrid'in kalbi... Rehberimiz Plaza mayor'da bulunan yapılar ile ilgili bilgiler verdi ve biz sonrasında grubumuzdan ayrıldık eşim ile birlikte. İspanya'da ilk kez yemek yiyecektik ve ilk günden İspanyol Yemekleri'ni tadacağımız bir yer aramak yerine Mc Donalds'a gittik... Hedefimizde Toledo vardı, eşim ile birlikte yeni bir şehri kendimiz keşfedecektik; Sol Meydanı'ndan Metro'ya bindik. Lacivert hat ile Priciple Pio'ya kadar gittik. Bu durakta bir akratmamız vardı, bu kez gri hat bizi bekliyordu, gri hat ile Plaza Eliptica durağına kadar devam ettik. Plaza Eliptica durağında otobüse geçiş imkanı var, "ALSA" otobüs işletmeri ile Toledo'ya gitmek mümkündü. Bunları detaylı olarak yazıyorum, belki Madrid'e gidip oradan Toledo'ya geçmek isteyenlere bir fikir olur düşüncesiyle. Otobüs fiyatı gidiş-dönüş alındığında 8.40 Euro burada... Yaklaşık 50 dakikalık bir yoldan sonra Toledo'ya ulaşmak mümkün. Peki Toledo nasıl bir yer; gezip görmeye, yapıları ve dar sokaklarıyla o atmosferi solumaya değer bir eski din merkezi hatta açık hava müzesi... Şehre gelişte şehir surları karşılıyor insanı, iyi korunmuş ve profesyonel bir restorasyon görmüş yer yer...
TOLEDO ŞEHİR KAPISI

Çok sayıda Katedral var Toledo'da, Yahudi Mahallesi, Alcazaar Şatosu... Her taraf tarihi yapı ile dolu Toledo'da. Şehri çevreleyen bir de güzel nehir akmakta; Taja Nehri.
TAJA NEHRİ (TOLEDO)

Ayrıca gidenlerin katılabileceği bir tren turu da mümkün, Zoco Tren her yarım saatte bir şehirdeki meydanda eczanenin karşısından kalkıyor.

TOLEDO ZOCO TREN

Tren şehir içinden başladığı turuna, dışarıdan şehir surlarını göstererek devam ediyor. Çok dar sokaklar var Toledo'da, bir kişi yürürken bir otomobile denk geldiğinde yürümenin oldukça zor olduğu bir darlıkta. Alışveriş meraklılarının uğrayabileceği dükkanla dolu bir yer burası; isteyenlerin buraya özgü kılıçlara bakarken, isteyenlerin yöresel peynir tadıp alabilecekleri dükkanlar var.

Yarım günlük Toledo gezimizin ardın Madrid Merkez'e döndük; aynı güzergahı takip ederek Sol Meydanı'na ve ardından; Plaza Mayor'a. Plaza Mayor kapalı bir avlu görünümünde, ortasında 3.Filip'in heykeli bulunmakta. Avlunun iç tarafındaki yapılar eskiden farklı amaçlarla kullanılmış; örneğin bir tanesi eski fırın, bir diğeri eski kasap. Meydan'da çok sayıda yemek yenilebilecek restaurant mevcut. Biz Madrid'e gittiğimizde Paskalya Dönemi'ydi, Hıristiyanlar'ın Bayramı. Meydan oldukça kalabalık ve birçok noktada birbirinden farklı gösteri vardı. Biz de Plaza Mayor'da bulunan restaurantlardan birine oturduk, yöresel yemek tatmak istiyorduk. Öncelikle hijyenik ve ekonomik yer aradık kendimize. Paella adında bir yemekleri var, bazılarının biraz yağlı bulduğu fakat bizim yerken keyif aldığımız bir yemek Paella...
İSPANYOLLAR'IN YÖRESEL YEMEKLERİNDEN PAELLA


Garsona bir Paella ile yöresel Şirince Şarapları'nı andıran içecek Sangria sipariş ettik. Rehberimize bir kez daha hak verdik yemeklerimizi beklerken; gerçekten de çok ağırdı İspanyollar, garsonun verdiğimiz siparişi getirmesi hadi neyse de hesabı istediğimizde gözüme baka baka defalarca hesabınız geliyor deyip getirmemesi çok ilginçti (gören borç istedik sanır :yep: ). Sadece yemek değil, Sangria da çok hoşumuza gitmişti. Güzel bir gün geçirdik Madrid'de, güzel olduğu kadar yoğun ve yorucu ama gerçekten değdi bu yorgunluğa...

İkinci şehir gezimiz ise farklı bir destinasyon idi. Yine Eşim ile birlikte gruptan bağımsız olarak gitmek istediğimiz bir yer; Segovia...
Otelimizin bulunduğu noktaya yakın bir mesafede metro durağı vardı, adı Hospital İnfanta Sofia... Bu metro hattı yeni sayılırdı İspanya'da sadece birkaç yıllık. Gidiş gelişlerimizde sürekli olarak aktarma yapmak durumundaydık belki metroda fakat genel olarak bakıldığında gerçekten de İspanya'daki Metro Ağı oldukça gelişmiş idi. İlk aktarmamızı Tres Olivos'ta yaptık, sonrasında lacivert Metro hattı ile Principe Pio'ya gittik. Metro durağından dışarıya çıktığımızda karşımızda Florido Netro Hotel ve hemen sağımızda ise otobüs durağına inen bir nokta. Segovia'ya ulaşım imkanı oldukça kolay. Otobüse bindiğmiz duraktan Segovia'ya ulaşmak yaklaşık 1 saat 15 dakika. Tarih 10 Nisan 2009, fakat Segovia'da hava soğuk hatta kar yağışlı idi. Buz şeklinde kar yağıyordu şehre vardığımızda. Bir önceki gün gezdiğimiz Toledo oldukça dik bir şehir iken Segovia düz yürüme mesafesi idi daha çok. Şehrin meydanına yürüdüğümüzde Romalılar Dönemi'nden kalma su kemerleri vardı. Yoğun bir turist kalabalığı bu kemerleri fotoğraflıyordu.

SEGOVİA SU KEMERLERİ (ROMA DÖNEMİ)


İlerlendiğinde ise kilise ve katedraller dikkat çekiyordu. Yalnız içlerinde bir tanesi vardı ki hayran kalmamak mümkün değildi. Büyük Katedral olarak da bilinen yapı dışarıdan ayrı, içeriden ayrı büyülüyor gezenleri.

SEGOVİA BÜYÜK (MERKEZ) KATEDRAL

Paskalya Dönemi olması sebebiyle içerideki bazı noktalar özellikle çiçeklerle çevrilmişti. İçeriyi gezerken sadece bu yapıyı görmek için bile Segovia'ya gelmeye değerdi diye düşündürdü bizlere...
Daha sonra ise Alcazaar Kalesi vardı gezilecek. Katedral'a ücretsizdi giriş fakat Alcazaar Kalesi'ne ücret alınıyor.

SEGOVİA ALCAZAAR KALESİ


Kaleyi gezmek isteyenler 4 Euro, kalenin kulesini gezmek isteyenler ise ayrı ücret ödüyorlar. Hava şartlarının da etkisiyle Segovia'daki gezimizi çok uzun tutmak istemedik. Biraz daha şehri turladıktan sonra otobüs terminalinde geri dönüp Mardid otobüsümüze bindik. Ufak bir hatırlatma Segovia'ya gidiş-dönüş 14,80 Euro. Segovia dönüşü biraz Sol Meydanı'nda gezip birkaç kare daha fotoğraf çektik. Bu kareler arasında Madrid'in sembolü haline gelmiş olan yaban çileği yiyen bir ayı heykeli ile sıfır noktasını anlatan yerde bir figür vardı.
MADRİD'İN SEMBOLLERİNDEN AĞAÇTAN YABAN ÇİLEĞİ YİYEN AYI HEYKELİ


MADRİD SIFIR NOKTASI


Civar gezimizle biraz zaman geçirdik, çünkü İspanyollar'ın meşhur Flamenco Gecesi için bir mekanda rezervasyon yaptırmıştık. Flemenco gösterilerini gerçekleştiren restaurantlar var ama hepsinde gösteri yok tabii. Fiyatları da değişiklik gösterebiliyor. Örneğin bizin ilk baktığımız bir yer vardı 10 Euro yanında bir içecek ile beraber gösteri izlemek dediler ama çok fazla güven veren bir yer olmadığını düşündüğümüz için farklı bir mekan aradık ve kendimize uygun olduğunu düşündüğümüz daha nezih bir mekanda kişi başı 30 Euro'ya bir içecek dahil olmak üzere Flamenco gösterisini izledik. Gerçekten görmeye değer. (Gruptan bazılarının gittiği tiyatro binasında da gösteri yapılıyormuş ama içecek yok ve restaurantta masada, nezih bir ortamda oturup izlemek üzere tiyatro oturaklarında izlemek şartıyla, fiyatı da haftaiçi 15 Euro, haftasonu 18 Euro'ymuş.)
FLAMENCO GÖSTERİSİ

***


Turumuzun üçüncü günü serbest zaman idi. Herkes rehberlerimizin daha önceden anlattığı, çeşitli tavsiyelerde bulunduğu yerleri münferit olarak gezmek için serbesttiler. Bizim ilk tercihimiz Kraliyet Saray'ı olmuştu. Dışarıdan bakıldığında içindeki heybeti yansıtmayan bir yapı demek mümkün bu saray için. Gerçekten de içindeki bazı odalar ve süslemeleri harikulade bir eser Kraliyet Sarayı. Yalnız gezmek isteyenlere önerimiz açılış saatini öğrenip mümkün olduğunca erken ziyarette bulunmaları, çünkü biz 1,5 saat kuyrukta bekledikten sonra saraya ancak girebildik. Maadrid'e gitmeyi düşünenlere tek denilecek, "dışına aldanmayın, içi harika bir yapı" demek olacak sanırım... Sarayda 3 ayrı bölüm gezdiriyorlar, birincisi eczane bölümü, ikincisi saray odaları ve üçüncüsü silahların sergilendiği bölüm.

Saray gezimizi tamamlayıp sonraki gezi noktamıza yönelme zamanı gelmişti, daha önce otobüsle yanından geçerken merak edip görmek istediğimiz Botanik Park'a gittik. Park gezilmesi zsevkli bir yer belki ama, şunu söylemek de yanlış olmayacaktır; cüzi bir miktar da olsa ücret vererek Botanik Parkı gezmek yerine Retiro parkı ücretsiz gezmek ve Retiro Park'a zaman ayırmak çok daha mantıklı.

Madrid Turumuz'un son gününe geldiğimizde tarih 12 Nisan 2009 Pazar'dı. Son günümüze ayırdığımız birkaç yer vardı gezeceğimiz. İlk olarak Metro ile aynı güzergahları takip ederek Atocha durağına gittik. Atocha durağına oldukça yakın bir mesafede Madrid'in en güzel müzelerinden birisi olan Proda Müzesi yer almakta. Müze gerçekten de çok büyük ve önemli ressamların ünlü eserleriyle dolu. İçeriye girip de büyülenmemek elde değil. Çok sayıda tablonun yanı sıra arkeoloji bölümü de mevcut müzede. Proda Müzesi'ne giriş ücreti kişi başı 6 Euro. Müzeden sonra Madrid'te Pazar günleri kurulan bit pazarını gezmek istedik. Plaza Mayor'a yakın bir mesafede kurulan bit pazarı yoğun ilgi görmekte, ama şunu da itiraf etmeliyim ki ben biraz sıkıldım pazarı gezerken. Pazar turumuzdan sonra Madrid'te Botin Restaurant'a gittik. Burası gerçekten de çok merak ettiğimiz bir yer idi, nedeni ise dünyanın ilk restaurantı olması ve Guinnes Rekorlar Kitabı'na geçmiş olması.
MADRİD BOTİN RESTAURANT

İçinde sadece içecek servisi yapılmıyor Botin Restaurant'ın, mutlaka birşeyler yemek gerekiyor, en ünlü spesiali ise kuzu kızartması. Botin Restaurant aynı zamanda Hemingway'in çanlar Kimin İçin Çalıyor adlı romanını yazarken oturmaktan en çok zevk aldığı yerlerden birisiymiş.
KİBELE HEYKEL VE ÇEŞMESİ


Aklımızda kalan birkaç noktamız daha vardı gezmek istediğimiz ve daralan zamanımızda oraları görmek istiyorduk ve ilk olarak Kibele Çeşmesi'ne gittik, hemen karşısındaki Telekomunikasyon Binası Avrupa'nın en gösterişlisi olarak kabul edilmekte.
MADRİD TELEKOMUNİKASYON BİNASI


Diğer bir noktamız ise, Madrid'deki tek Pagan Heykeli olarak gösterilen Neptun Çeşmesi idi.

NEPTUN (POSEİDON) HEYKEL VE ÇEŞMESİ


Burada da fotoğraflarımızı çektikten sonra Dini ve Resmi Bayramlar'da meşalenin yandığı anıta gittik. Buradaki meşale 2 Mayıs günü Napolyon idaresindeki Franszılar'a karşı İspanyollar'ın kazanmış oldukları zaferi ifade etmekte. Son gezdiğimiz nokta Madrid'te havanın da iyi olmasıyla birlikte büyük keyif aldığımız Retiro Park oldu. İçerisi çok güzel dizayn edilmiş, çiçeklendirilmiş... Zaten Madrid'i gezerken en çok dikkat çeken olgulardan bir tanesi de normal yollarda bile yer alan çevre düzenlemesiydi. Her yer adeta botanik bahçesine dönüştürülmüş bu şehirde. Retiro Park'a gelince kesinlikle hele ki hava güzelse görmeye değer bir yer. İçerisinde bir de suni gölet bulunmakta, insan burada ufak kanolara binip kürek çekiyorlar.

RETİRO PARK



Aklıma gelmişken, Madrid'e gidip sıcak çikolata eşliğinde verdikleri hamur çubuklarını tatmadan dönmeyin derim, sıcak çikolataya bandırıp yiyorsunuz, tadabileceğiniz en iddialı yerlerin başında ise Chocolateria 'San Gines'... San Gines Katedrali'nin arkasında yer alıyor...




Profesyonel Turist Rehberi Utku TUNCA
0 537 544 80 46
MAİL: utkutunca@hotmail.com

adlı web adresinden de Turx Travel'ı ziyaret edip ulaşabilirsiniz.

  • 2000 - 2013 © Yöre Basın Yayın Reklam ve Dağıtım Hizmetleri
    Muhittin Günel İş Merkezi Kat:2 No:125 - EDİRNE
    Tel: 0.284.213 13 84 - Cep: 0.542.283 23 82
    refona.NET